8 Ekim 2016 Cumartesi
Hayallerimin Gerçekleştiği İlk An: 16 Temmuz 2016 Hotping İmza Günü
2 Ağustos 2016, saat
04:52 olmuş ve ben kendimi yine bir şeyler yazarken buluyorum. Amacım bu
değildi aslında. Başka bir konu hakkında yazı yazmam gerekiyordu ama ben
dayanamadım yine. Şu hayatta beni mutlu eden tek insanlar olan Teen Top
hakkında yazmak istiyorum. Yine ne yazacağımı bilemeden aniden gelen bir
istekle başladım yazmaya. Sanki yazmazsam içimde bir şeyler patlayacak gibi
hissettim çünkü. Yazmazsam uyuyamayacakmışım gibi geldi. Bir kere daha elimden
geldiğince yazmak istedim içimden geçenleri. Bir kere daha anlatmak istedim
7/24 dile getirdiğim sevgimi. Bu şekilde az da olsa rahatlarım belki diye. Bu
çocukların bana verdiği huzuru hiçbir kelime karşılamıyor olsa da yazmak,
anlatmak istiyorum delice…
16 Temmuz 2016. Hayatımın en güzel, en özel günü. Yıllardır
hayalini kurduğum, uğrunda çok şeyler yaptığım düşüm gerçek oldu! Teen Top’la
tanıştım ben. Hep dua ederdim dünya gözüyle bir kerecik göreyim diye. Şükürler
olsun Rabbime nasip etti. Kendi gözlerimle gördüm, öncesinde de ne kadar
harika, ne kadar mükemmel, ne kadar muntazam varlıklar olduklarını bildiğim bu
insanların bunlardan çok daha fazlası olduğunu. Ne yapacağımı bile bilmiyordum.
İçimde fırtınalar kopuyordu. Arkadaşlar bana sakin göründüğümü söylüyorlardı,
oysaki titriyordum. Nefes almak güçtü. Seslerini canlı canlı duyuyordum.
Allah’ım böyle bir mutluluk olamaz! Herkes fotoğraf, video çekiyordu. Bense
sadece izliyordum. Ne söyleyeceğimin provasını yapıp bakabiliyorken uzun uzun
bakıyordum benim için dünyanın en harikası olan varlıklara. Düşünceler
birbirine girmişti beynimin içinde. Tuhaf bir şekilde Minsoo’dan sonra en
erkeksi üye olarak Ricky görünüyordu gözüme. Fotoğraflarda bebe gibi çıkan
birinin bu kadar erkeksi olacağını hiç beklemezdim. Beklentimin aksine Changjo da küçük göründü gözüme. Niel ise her zamanki gibi çok zayıf… Chunji çok
yakışıklı, Ljoe ise düşünceli görünüyordu. Bir derdi vardı çocuğumun anlıyordum
bakışlarından. Ama angellara bakışını gördüm sonra. Sanki bize bakıp mutlu
oluyordu, huzur buluyordu tıpkı benim üzgün anımda onlara baktığım gibi. Ara
sıra uzaklara dalıyordu. Ama Ljoe bağırışlarıyla geri dönüyordu aramıza. Diğerleri
ise mutluydu bizle olmaktan. Espriler yapıyor, gülüp eğleniyorlardı. O an 6 çift gözüm olsa da her birinin her hareketini hiç kaçırmadan izleyebilsem diye geçirmiştim içimden. Zamanın durmasını istiyor, saatlerin pili bitsin, dünya dönmesini bıraksın, ben burada kalayım istiyordum...
Konuşma bitti imza alma sırası geldi sonra. Herkesin sırası vardı ona göre
gidiyorduk. Çok kısaydı. Elimde bir kâğıtta ismim yazılıydı. Hem Latin harfleriyle
hem de Korece harflerle yazmıştım.
Kâğıda bakıp adımı yazıp imzalıyorlardı önceden önlerinde hazır duran,
üzerinde fotoğrafları olan kâğıtlara. En sinir olduğum şey korumalardı -_- Daha
çocuklar imzayı atmadan itiyorlardı bizi. Kapalı olduğum için ilk bir baktılar
bana. İlk imzalayan Changjo idi. Şaşkınlığını okuyabiliyordum yüzünden. Aynı şekilde ben de şaşkın şaşkın bakıyordum ona. Çünkü gerçekten büyük bir şey bekliyordum ama karşımda ruhu da kendi de çocuk olan birini görünce şaşırmam çok da olağan kaldı. Ha bu arada her üye için bunu diyeceğim; fotoğraflardan yüz kat bin kat daha güzeller, yakışıklılar! Şey bir de Changjo çok etkileyici bakıyor
Dilim tutuldu konuşamadım resmen!
Dilim tutuldu konuşamadım resmen!
Sonrasında Niel vardı. Bilenler bilir Niel’e
aşırı zaafım vardır benim. Onu görünce sendeledim bir. Dizlerimin bağı çözüldü.
Gerçek olduğuna inanamadım ilk. O da anladı ne kadar heyecanlı olduğumu. Öyle
bir baktı ki gözlerime, o an bayılacağım diye çok korktum. Dedim ya tıpkı benim
onlara baktığım gibi bakıyordu bana. Sevgi dolu, anlayış dolu, huzur dolu,
mutluluk dolu bir bakıştı. Öylesine rahatlatıcıydı ki kendime gelebildim en
sonunda. Allah'ım! Bu çocuk bildiğiniz güzel. Öyle böyle değil hem de... Niel'e olan zaafım kat kat arttı, eskiden zaten manyak bir hayran idim şu saatten sonra ne olacağımı, neler yapacağımı ben bile kestiremiyorum! 

Bir sonraki üyeye geçtim. Ljoe vardı sırada. Bu çocuk dünyadaki en
güzel şey olabilir, hayır kesinlikle öyle! Niel’de çok heyecan yapınca tam
atlatamamıştım, hala titriyordum. Ljoe da tıpkı Niel gibi sevgi dolu baktı
bana.Ama nasıl bir bakış o.. Hala etkisinden çıkabilmiş değilim, gözlerimi kapatırım ara ara, o bakışı düşünür kendimden geçerim. Ateş basar yüzümü, heyecanla atmaya başlar kalbim, bir sevinç doldurur içimi, hafif de bir utanma.. Dudaklarını hafif büzüp hem o halimle eğleniyor, hem bana sakin ol
diyordu sanki bakışıyla. Benim heyecanlanışımla mutlu oluşunu görebiliyordum. O an
hücrelerime kadar sevildiğimi hissetmiştim! Verdiğim sevgiden kat ve kat
fazlasını o an ilk defa almıştım! İçimden geçen tek şey bu çocukları sevmekle
en doğru şeyi yapıyorsun sen Nesrin olmuştu. Ljoe o kadar yakışıklıydı ki inanamadım gerçek olduğuna! İnsan olamaz bu çocuk! Yani böyle demek istemem ama Ljoe erkekse diğerleri ne? Diğerleri erkekse Ljoe ne?
Ljoe’nun yanında Ricky vardı.
Benim minik oğlum. Elini yaralamıştı. Görünce nasıl içimin acıdığını size
anlatamam. En uzun Ricky’le konuştum sanırım. Ne olduğunu sordum, yaralandım
dedi. Ben de dikkat edin size bir şey olursa bizim de canımız yanar dedim, daha
dikkatli olacağım dedi. Tam daha çok konuşacaktım ki bilin bakalım noldu? Eveet
pislik koruma beni itti -_- Ricky'e erkeksi diyorum ama bakmayın hala bebek 
Benle konuşurken şirin şirin konuşuyor, gülümserken insanın yanağını sıkası geliyor! Bir de öyle bir güzel ki sıpa, annesine çekmiş valla! :D Gördüm annesini çok güzel bir hanımefendi.

Benle konuşurken şirin şirin konuşuyor, gülümserken insanın yanağını sıkası geliyor! Bir de öyle bir güzel ki sıpa, annesine çekmiş valla! :D Gördüm annesini çok güzel bir hanımefendi.
Sıra Chunji’ye gelmişti. Bir insan nasıl bu kadar
güzel ve nasıl bu kadar yakışıklı olabilir?! Bu velet bana resmen hayatı
sorgulattı o anda. Ben Chanhee'yi kusursuz diye severim, cidden bir gram kusuru yok! Ve kokusu çok güzeldi… O bayıldığım artistik havası, o
bakışlar, hareketler… Her şeyi kusursuzdu resmen! Ama bazen de şaşkın bir bakışı vardı ki haha :D Ördek ağızlı!
Chunji’den sonra geriye bir
üye kalmıştı: Cap! Allah’ım böyle bir an olamaz. O an benim için yaşam
durmuştu. 4 sene boyunca uzaktan uzağa, sadece fotoğraflarına ve videolarına
bakarak, okula gidip gelirken attığı ses kayıtlarını dinlediğiniz, sadece onu
düşündüğünüz, ilk aşkınızın karşınızda olduğunu bir hayal etsenize… Kesinlikle
kelimelerle anlatılamıyor o an! Çok başkaydı çok. Zaman durmuş gibiydi. Hem
konuşamıyordum hem de söyleyecek çok şeyim vardı. Çünkü annesine de hediye
hazırlamıştım. Hem kendisi için hem de annesi için hazırladığım hediye
paketlerini verdim. Annen için dediğimde yüzündeki o gülümseme her şeye
bedeldi! O an zaman gerçekten dursun ve ben saatlerce o gülümsemeyi izleyeyim istedim.. O
imzasını attı ve bitti. Ne onu sevdiğimi söyleyebildim, ne de elini tuttum…
Allah’ım resmen içimde ukde kaldı. Bari çak yapaydık :( Ama ne yapayım o an o kadar
heyecan yaptım ki ölüyorum falan sandım...
İşte böyleydi o bir buçuk dakika. Benim için hem bir buçuk sene gibiydi hem de bir buçuk saniye. Zaman algım, mekan algım kaybolmuştu. Kendim kaybolmuştum kendim daha nolsun! Şimdi bile düşünürken delirecek gibi oluyorum. İmza aldıktan sonra konuşma yaptılar hayranlarla. Soru sordu sunucu hayranlar da cevapladı. O zaman daha rahattım. Hatta o kadar rahattım ki çenem susmuyordu :D Bir Ljoe'ya bağırıyor kalp yapıyordum, bir sorulan sorulara Türkiyeee diye bağırıp cevap veriyordum. O arada kendimi de fark ettirdim üyelere


Doğru cevap verenlere imzalı albüm veriyorlardı. Biz yabancı angelların Korecesi yetmediği için hiç birimiz albüm alamadık tabi. Sonra sunucu da en uzaktan gelene verelim dedi. Niel'e sordu sence en uzak nereden gelmişlerdir diye. Niel düşünürken ben bağırıyorum tabi yine Türkiye Türkiyee diye :D Sunucu dedi ki çok mu uzak? O anın heyecanıyla evet uçakla bile 11 saat sürüyor dedim ama çok hızlı bir şekilde. Sunucu da 'vaay Korece'n de çok iyiymiş neredeyse benden iyi' dedi. Tabi ki Teen Top için öğreniyorum dedim. Üyeler bana bakıyordu, bir ikisi vaay deyip alkışladı, Koreli hayranlar bana bakıp "kiyovoooo" diye çığırdılar. Sonra sunucu Türkiye'den daha uzaktan gelen yok mu diye sordu. Ben de yokturduuur dedim. Yine üyeler bana baktı ve herkes gülmeye başladı :D Allahım utançtan yerin dibine girmek istiyordum ama o imzalı albümü almadan dönemezdim! Daha sonra benden daha uzaktan gelen iki kişi daha vardı. Üçümüze de imzalı albüm verdiler. En sonunda imzalı albümümü de alıp bitirdim günü. Bitmesin istedim, ayaklarım gitmiyordu, gerçek dünyaya dönmek zor geliyordu ama her güzel şey gibi bitmişti o da... Sonrasında da yabancı angellarla Ricky'nin annesinin yerine gidip güzel bir kutlama yaptık. Ve ben o gece hiç uyumadığım kadar huzurlu uyudum.
NOT: 2 ay önce yazdığım yazıyı şimdi yayınlıyorum, çünkü koşuşturmaktan pek vakit bulamadım :(
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








